14 Ekim 2012 Pazar
O değil de çocuk olmak bir başka..
O değil de insanlar birbirinden ne kadar farklı. Doğaçlama oyunları oynamak basit değildir; herkes bir şeyler yapabilir en azından yapmaya çalışır ama bazıları vardır ki sanki doğaçlama yapmak için yaratılmışlardır. İçindeki enerjiyi ne güzel ortaya çıkarmışlardır. Tabi yalnızca enerjiyle olacak iş de değil. Bir kere kendini rahat hissetmen ve kendine güvenmen gerek. Ne gariptir ki ilk hafta üstümdeki heyecanı hemen atmış olmama rağmen ikinci haftaya daha heyecanlı başladım. Kesinlikle o anki ruh halime bağlı olarak değiştiğini düşünüyorum. Bir de grup çalışmalarında doğaçlama yapmak daha kolay bence, önemli olan tek başına çıkıp konuşmak ya da iki kişilik bir doğaçlama yapmak ve bu çok zor bence. Karşında oturan ve seni izleyen grubun hepsi iki çift göze ve ağzından çıkacak kelimelere odaklanmış durumda. Şu an bana zor gelecek şeyi eminim ya da en azından ümid ediyorum iki haftaya kalmadan ben de halletmiş olacağım ya da sıramı salacağım. Sıramı salayım benden çıksın gitsin istemiyorum, layıkıyla yerine getirmek önemli. Kusursuz değilim belki olamam da ama içimdeki yeteneğin de ortaya çıkmasını isterim. Düşünüyorum da, cümle kurmak kolay ama ya onu zorlaştıran bir takım kurallar getirilirse? Yalnızca belli bir harfle başlayan cümleler kurmak ve tabi ki anlamlı bir diyalog içerisinde.. Çocukluğumu hatırlatmıştı bu oyun bana. O zamanlar her şey daha kolaydı, bu oyunu oynamak da kolaydı çünkü cümle kurmaz yalnızca o harfle başlayan kelimeleri söylerdik. Ya da bir kelime belirleyip onunla ilgili akla gelecek bütün şarkıları söylerdik. Bir de "isim-şehir" vardı tabii. Eğlenmek için oynadığımız oyunlar doğaçlamanın bir parçası gibi göründü gözüme. Ah bu çocukluk. Ne varsa zaten o zamanlar olmuş. Aldığımız eğitim de, bilinçaltımız da, kişisel özelliklerimiz de o zaman şekillenmiş. Şimdi onun meyvelerini alıyoruz. Ya da meyvesiz ağacı taşlıyoruz, bir şey çıkacakmış umuduyla.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder