16 Aralık 2012 Pazar

Herkes Yerini alsın, The Bests in Pred485

Dolu dopdolu bir haftaydı, geçmişi yad ederek, eğlenerek, bestlerle geçirilen bir haftaydı. İlk haftalarda yaptığımız aktivitelerden son haftalara değin yaptığımız birçok şeyi tekrar yapmak üstelik de bizdeki gelişmenin farkına vararak bunu yapmak paha biçilemez bir duyguydu. En çok özleneni ve sevileni dolayısıyla bestlerde tercih edileni dörtlü dönmeydi. Benimse favorim harf verilerek kurulan cümleler tabiki anlamlı bir diyalog içerisinde. Yalnızca doğaçlamanın gelişmesine katkıda bulunmuyor bununla birlikte algıda seçiciliği de artıran bir oyun olduğunu düşünüyorum. Üç kişinin ya da bütün sınıfın bir araya gelip bir kişiyi konuşturması da diğer tercih edilen oyundu sanırım ki finali de bütün sınıfın ikiye bölünüp iki kişiyi temsil etmesi bunun en aşikar kanıtıdır. Bütün bu oyunlarda ve arkadaşlarımın performanslarını da izledikten sonra haftalar sonraki belirgin gelişmemizi fark ediyor ve bu başarıda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum :) Son haftamızda finalle birlikte gelişmemizi taçlandırmak dileğiyle hoşçakalın, time to study...

9 Aralık 2012 Pazar

Benim yerime konuşur musun?

        Bu hafta ikili ve dörtlü yaptığımız çalışmalar empati duygusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Partnerlerin konumlarının değişmesi ve davranışların  seslendirilmesi karşımdakinin yerine geçip onun gibi düşünmeyi ve empati konusunda daha esnek olmamı sağladı. Bir ders süresince de olsa başkasının yerine geçip onun gibi düşünmek, ya da onun dediklerini davranışlarla göstermek "ben'in ötesi"ne geçmek için önemli bir araçtı. Ben merkezci bir doğaçlama yerine karşındakini de önemseyip onunla benzer duygu ve düşünceleri paylaşmaktı adeta bu haftaki çalışmalarımız. Doğaçlamanın grup çalışması haline dönüştürülmüş şekli denilebilir buna çünkü grup çalışmasında ben'e yer yoktur tam aksine el birliğiyle, hep birlikte bir şey üretmektir önemli olan. İşte bu aşamada önemli olan da karşındaki kişi gibi düşünebilmektir, empati kurmaktır. Gerek onunla aynı dili konuşarak gerekse de aynı vücut dilini kullanarak.. Bizim de tam anlamıyla bu hafta derste yaptığımız buydu. Sona doğru geldiğimiz bu sıralarda doğaçlamanın empati halini almış versiyonuyla ilgili çalışmalar yapmak da gerçekten çok anlamlıydı. Yaptığımız bu çalışmalar:  "Benim gibi düşünüp benim yerime de konuşur musun? Ey sevgili empati kuracak arkadaşım?" ın oyun haline dönüştürülmesiydi. Bütün insanlık bir an durup da empati kursa keşke hayat daha çekilebilir bir hale gelebilirdi sanırım..

1 Aralık 2012 Cumartesi

Oba, Exam stylee :)

Sınav dedik dedik sonunda geldi çattı 30 Kasım- PRED485 sınavı. Ne sınav ama! Okunması, yazılıp çizilmesi, ezberlenmesi gereken hiçbir şey yok.
 (yani hazırlık gerektirmeyen bir sınav mı?)
-Hayır, tam tersine. Haftalar öncesinden düşünmeyi gerektiren bir hazırlık süreci vardı. Tabi bir de bitmez tükenmez sahne heyecanı vardı.
Şu sancılı hazırlık sürecini bir kenara bırakalım da daha eğlenceli, aksiyonlu, göndermeli, duygusal, bilgilendirici vs. olan sahne performanslarına geçelim. Öncelikle kendi performansımdan bahsetmek istiyorum. Sahneye çıktığım anda, karşımdakilerin yüzüne bir kez bakmamla beynimdeki her şeyin silinmesi eş değer anlarda gerçekleşti. Tamamen "tabula-rasa" ya döndüm diyebilirim. Birkaç cümle geveledim sanırım ama sonra kendimi toplayıp doğaçlama bir şekilde sunumuma devam ettim. Gerçekten sahnede olmak, bir çift göz yerine 30 çift göze bakmak çok zor, tüyler ürpertici, ve bir o kadar da heyecan verici. Aslında sahnede biraz daha durabilsem sanki ona alışacakmışım gibi geliyor. Birkaç performansta çok güldüm kendilerini gayet eğlenceli anlattılar. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı aslında. Şunu da fark ettim ki  sahneye çıkanın hissettiği duygular tamamen karşısındaki seyirciye geçiyormuş. Sunumu yapan kişi rahat olunca biz de onun gibi rahat olabiliyoruz; heyecanlı ya da endişeliyse de onunla aynı duyguları paylaşıyoruz. Sanırım Türk halkı olarak kendimizi karşımızdakinin yerine koyduğumuz için onlarla aynı duyguları yaşıyoruz. Bu arada aklıma gelmişken Öznur arkadaşımızın samimi bir şekilde kendini tanıtmasından dolayı onu tebrik ediyorum. Sınıftaki bütün arkadaşları tanımam için de güzel bir fırsat oldu. Çok konuştum, "vazgeç gönlüm, sus dilim, sana kıymet veren mi var" :))
"Söz uzar kesmek gerekir vesselam."
Selam olsun Mevlana'ya.