17 Kasım 2012 Cumartesi

Hepimiz Birimiz, Birimiz Doğaçlama içiin

Bu başlık da neyin nesi ki şimdii:) Bütün sınıf yalnızca iki kişi olup doğaçlama yapıyor. Çok garip geliyor değil mi, ama bir o kadar da eğlenceli, hareketli muntazam bir şey. Kimin kafasını yaşayacağımız belli değil, ne diyeceğimiz, düşüncelerimiz plana, programa gerek yok. En son söyleneni dikkatee alarak spontane bir şeyler üretmek, en eğlenceli yanı işte bu. Kimi zaman çirkefi oynamak kimi zaman hanımefendi takılmak hatta bazen erkek rolüne bürünmek. Başkası olmanın, onun gibi düşünmenin en kolay yolu bu olsa gerek. Hep merak etmişimdir zaten: "şu kişi olsaydım ne düşünür, ne hissederdim?" Nasıl bir doğaçlamadır ki başkası olmayı kabul ediyoruz, oymuşuz gibi yapıyoruz. Düşünülesi bir konu.. ama velakin başkası olmak da zormuş onun düşünce yapısından devam etmek de pek kolay değilmiş. Kendimi istemediğim bir yerde bulundurmaya çalışıyorum gibi geliyor nedense.. Diğer oyunumuzda ise başkasının yerine geçmesek de başkasını anlatmaya çalıştık. Kendini anlatmak kadar arkadaşını anlatmak da heyecan verici. Her zamanki gibi büyük sorun sahne performansı ve seni dinleyen bir grubun karşısında olman. Ama bu performans pratikleri sayesinde bu gibi problemlerin üstesinden gelebileceğini düşünüyorum.
Ayrıca günden güne azalan ve kontrol altına aldığım heyecan sayesinde de çok mutluyum. Sırası geldiğinde sahne performansını ve doğaçlamayı da mümkün olduğu kadar rahat hissederek sergileyeceğim. Tabi ki daha vakti var. Şimdilik heyecanı kontol altında tutmakla devam edeceğim hayatıma. Bu arada yarın KPDS var. Biraz phrasal verb öğreneyim bari. Heyecanımı kontrol edişimi sınavlara da yansıtacağım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder