1 Aralık 2012 Cumartesi

Oba, Exam stylee :)

Sınav dedik dedik sonunda geldi çattı 30 Kasım- PRED485 sınavı. Ne sınav ama! Okunması, yazılıp çizilmesi, ezberlenmesi gereken hiçbir şey yok.
 (yani hazırlık gerektirmeyen bir sınav mı?)
-Hayır, tam tersine. Haftalar öncesinden düşünmeyi gerektiren bir hazırlık süreci vardı. Tabi bir de bitmez tükenmez sahne heyecanı vardı.
Şu sancılı hazırlık sürecini bir kenara bırakalım da daha eğlenceli, aksiyonlu, göndermeli, duygusal, bilgilendirici vs. olan sahne performanslarına geçelim. Öncelikle kendi performansımdan bahsetmek istiyorum. Sahneye çıktığım anda, karşımdakilerin yüzüne bir kez bakmamla beynimdeki her şeyin silinmesi eş değer anlarda gerçekleşti. Tamamen "tabula-rasa" ya döndüm diyebilirim. Birkaç cümle geveledim sanırım ama sonra kendimi toplayıp doğaçlama bir şekilde sunumuma devam ettim. Gerçekten sahnede olmak, bir çift göz yerine 30 çift göze bakmak çok zor, tüyler ürpertici, ve bir o kadar da heyecan verici. Aslında sahnede biraz daha durabilsem sanki ona alışacakmışım gibi geliyor. Birkaç performansta çok güldüm kendilerini gayet eğlenceli anlattılar. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı aslında. Şunu da fark ettim ki  sahneye çıkanın hissettiği duygular tamamen karşısındaki seyirciye geçiyormuş. Sunumu yapan kişi rahat olunca biz de onun gibi rahat olabiliyoruz; heyecanlı ya da endişeliyse de onunla aynı duyguları paylaşıyoruz. Sanırım Türk halkı olarak kendimizi karşımızdakinin yerine koyduğumuz için onlarla aynı duyguları yaşıyoruz. Bu arada aklıma gelmişken Öznur arkadaşımızın samimi bir şekilde kendini tanıtmasından dolayı onu tebrik ediyorum. Sınıftaki bütün arkadaşları tanımam için de güzel bir fırsat oldu. Çok konuştum, "vazgeç gönlüm, sus dilim, sana kıymet veren mi var" :))
"Söz uzar kesmek gerekir vesselam."
Selam olsun Mevlana'ya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder